Bir Varmış Bir Yokmuş Televizyon Bozulmuş okuma metni

televizyon bozuk kablo kopuk sohbet çay ikram dede torun aile

Bir Varmış Bir Yokmuş Televizyon Bozulmuş okuma metni

BİR VARMIŞ BİR YOKMUŞ TELEVİZYON BOZULMUŞ

Televizyonda ablamın sevdiği program başka, abimin sevdiği program başka, benim sevdiğim program başka. Annemle babam bile başka başka programları seviyorlar. Babam maçlara bayılıyor, annem duygusal programları izlemeyi yeğliyor. Artık kim elini uzatmış, televizyonun hangi kanalına basmışsa, o programı izlemek zorunda kalıyor ev halkı.

Bizim bir tane televizyonumuz var. Onu da salona koydu babam. Bu yüzden hepimiz salondayız. Zaten evimizi sobayla ısıttığımız için kış günleri salondan hiç dışarı çıkmıyor, ancak yatacağımız zaman odalarımıza gidiyoruz. Ben ablamla aynı odada kalıyorum. Abimin küçücük bir odası var. Oda küçük olduğu için abim uzanıp yatarken boyuna duvarlara tekmeler atıyormuş ama ufacık odası hiç genişlemiyormuş.

O zaman zorunlu olarak ben de, ablam da, abim de derslerimizi salonda yaparız kış günü. Büyük yemek masasının üç köşesini paylaşırız. Bir köşede abim, bir köşede ben, bir köşede ablam, ödevlerimizi yapmaya çalışırız.
(…)

okumak ders ödev

Geçen cumartesi gecesi bir şey oldu bizim evde. Hiç televizyon izlemedik. Dedem mi engelledi? Yok canım. Pekiyi evde hasta mı vardı? Hayır, o da değil. Televizyonda hiç izlenecek program mı yoktu? Hayır vardı. E pekiyi? Televizyonumuz bozuldu. Hem de babamın geç saatlerde maç izleyeceği bir gecede, abimin görmeyi çok arzuladığı bir filmin oynatıldığı gecede. Ablam da cumartesi akşamları yayınlanan o diziyi hiç kaçırmak istemez. Ben mi? Canım ben biraz onunkinden, biraz bununkinden izliyorum işte, nasıl olsa gündüz benim hoşlandığım diziler var.

O gece dedemler de gelmişlerdi bize. Hatta dedem kuzu kestanesi de almıştı. Annem tam kestaneleri pişirecekti ki bizim televizyondaki görüntü uzadı uzadı, insanlar armut gibi görünmeye başladı. Sonra görüntü şişti, insanlar koca koca balkabağı gibi oldu, en sonunda “Cııııyt” diye bir ses geldi, televizyonun camı kapkara oldu.

televizyon ekran bozuk kaygı

“Hıh” dedi, dedem, “yoruldu bu artık, dinleneceğim.” diyor.
“Yoo, yayından.” dedi, abim, “az sonra düzelir.”
Düzelmeyince, karşı dairenin kapısını çaldı abim. Hayır, onlarda görüntü de ses de çok güzelmiş.
“Yoksa anten mi?” dedi babam.
“Yoo, olamaz!” dedi abim, “Çünkü hepimizin anteni aynı…”
“Eeee?”
Bu “Eee”yi babam söyledi. Dedeme baktım, gözlerinin içi gülüyordu.
“Galiba bu akşam konuşabileceğiz.” dedi.
“Uf!” dedi babaannem, “Benim Yasemin’e öyle güzel bir masalım var ki.”
Uf… Divana koştum, babaannemin koltuğunun altına sokuldum.
“Haydi anlat babaanneciğim.” dedim.
“Yoo…” dedi, “Dur bakalım hele canım, belki başkaları da dinlemek isterler. Hem bakmışsın baban düzeltiverir televizyonu, kaçıverirsin yanımdan, koşarsın yine o camın başına…”

televizyon bozuk kablo kopuk sohbet çay ikram dede torun aile

Babam, televizyonun arkasına elini sokmuş, anten ucunu çıkarıyor, bir yerlerine bakıyordu. Anten ucunu takıyor, televizyonu açıyor ama televizyon yine resim göstermiyordu. Babam açıp kapattıkça dedem:
“Daha beter bozarsın, haydi çekiver onun fişini de bugün televizyonsuz yaşayalım.” dedi.

Dersten televizyon camına, televizyon camından dersinin başına koşan abimin dili birdenbire çözülmesin mi? Otursun dedemin yanına, ona başlasın okulunu anlatmaya. En çok da matematik dersini, nasıl sınıfta en önce matematik problemlerini kendinin çözdüğünü, öğretmeninin ona arkadaş gibi davrandığını… Aa aaa abim hiç böyle şeyler anlatmazdı evde.

Aman aman aman dedem de meğer okulda matematik birincisiymiş. Ama dedem okulunu, matematik öğretmenini o denli az anlattı ki. Hop hemen okuldan, okul çevresine geçti. Okulun yanındaki Kınalı Dağ’ı anlattı, Kınalı Dağ’a baharın nasıl geldiğini anlatmaya başladı. O keklikler, o üveyikler, o tibili kuşları, tepeliler, ardıç kuşları, karatavuklar… Aa aaa dedem ne çok şey biliyormuş. Ya o anlattığı koyungözü nergisler, katmerli kokulu laleler, üzerinden karınca geçse mis gibi kokusuyla doğayı kokuya boğan keklikler, mor çiçekli karganlar, apak mayıs çiçekleri, kedirgenler, ebegümeçleri, kuzukulakları…
(…)

Muzaffer İZGÜ
Okula Giden Robot
(Kısaltılmıştır.)

You may also like...

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir